YEŞİL’İN
TONLARI
Selçuk
M. PER
İN
25
Nisan, 2003
Günün ilk ışıkları
uzaktaki bir apartmanın camlarından yansıyor...
Bir şua gibi, o parlaklık sabah pus’unun
dağılmamış olduğu kuytulara
erişmeye çalışıyor... Penceremden
bakıyorum, her saniye, her dakika aydınlık biraz
daha artıyor, serin bahar sabahının pus’unun
biraz, biraz dağıldığını görüyoruz...
Işık,
bizimle dalgasını geçiyor... Bir oraya yansıyor,
bir buraya. Bu arada açmakta olan yaprakların
yeşilleri de nasibini alıyor bu ziya’dan... Yüksek
bir camdan, bir binanın 5. katından, bir tümseğin
tepesindeki bir binadan bakıyorum panaroma ma. Hareket var,
gökyüzünün renkleri değişiyor. Koyu maviler,
lacivertler, yumuşuyor, bulutların beyazları,
grileri daha belirgin hale geliyor. Gecenin
yeknesaklığı kendisini bir renk ahengine, renk
şamatasına terk ediyor.
İşte bu benim
bahar’ım. Her gün penceremden baktığımda
görmek istediğim renk cümbüşü bu!
Güneş biraz daha yükseldi. Gölgeler kısalıyor.
Sokak aralarına, vadilere yayılmış olan
sabah pusu dağılmaya başlıyor ve aniden gözünüze
bir başka ahenk çarpıyor. Yeşiller ve
tonları... Diyebilirsiniz ya! Yeşil işte,
yeşil bu... Hayır değil... Düşünüyorum....
Ne zamandı diye? Rahmetli peder demişti...
"Bilir
misin Yeşil’in kaç tonu var diye? Sonra da benim
kendisine ablak, ablak bakmamdan olsa gerek, 64 tane deyivermişti”.
Şimdi penceremden
bakarken tonları arıyorum, açığı,
koyusu, neftisi, toprak rengine çalanı,
fıştık içi rengi olanı, aynı dalda
beş tonu birden gözükeni... Bir de bu yeşil cümbüşü
içerisinde de diğer renkleri, açmakta olan Japon kirazlarının
pembelerini, beyazlarını, zambakların
morlarını, mavilerini ve beyazlarını...Y
Yükselmekte olan güneş
ve pus’un içerisinde devamlı olarak değişmekte
olan bu renk cümbüşüne bakarak, tabiatın her
yıl kendisini nasıl yenileyerek daha da iyi olabilme
çabasına bakıyorum ve biz insanların şu
tabiat kadar kendimizi senede bir defa olsa bile
yenileyemediğimizi düşünüyorum.
Belki, senede iki gün
camımızın önüne
oturup tabiat’ın bize sunduğu bu renk cümbüşüne
bakmayı düşünsek, belki, ah belki o zaman kendimizi
bir kez olsun yenilemek isteğine açsak gönlümüzü.
Bütün baharlar,
bütün renkler, bütün güzellikleri görebilsek be bunların
hepsi bizim, hepimizin diyebilsek.
© Selçuk
M. PERİN 2003