Yanlış
Hesap Bağdat’tan dönermiş
7
Ocak, 2003
Selçuk
M. PERİN
Yeni yıla girdik,
hem de nasıl, bir hışım, bir şiddet
ile. Bir yandan
Amerika Birleşik Devletleri bastırıyor; Irak
sorununu şöyle veya böyle çözeceğiz diye. Öte
yandan çömezleri Birleşik Krallık, yalakalığa
devam, biz de varız diyor. İsrail seçim öncesi
Filistinlileri nasıl yıldırırız, nasıl
sustururuz diye uğraşıyor. Ama bırakın
siz terörün Amerika da esmesini, Terör Orta Doğu’da
esiyor. Estirenler kim biliyorsunuz değil mi? Amerika,
İngiltere ve İsrail.
Peki kitle imha silahları
var diye bütün bu silahlara sahip ülkelere aynı muamele
mi yapılacak? O zaman Birinci sırada ellerinde
bunlardan en çok bulunduğu için beş ülke var.
Onlardan başlayalım; Amerika, Rusya, Çin, Ukranya ve
İngiltere. Ha durun unuttum. Bir de İsrail var, elinde
kitle imha silahı olan, durun daha bitmedi. Ben saymayı
unutmuşum! Pakistan, Hindistan, Fransa, Kuzey Kore. Bunlar
bildiklerimiz. Bunlarınki temizlenip bittiğinde, diğerlerine
de bakın büyükler bu işi haletli, siz de sıraya
girin diyebiliriz değil mi? Ama 10.000 km uzaktan gelip,
senin elinde kitle imha silahı var, zaten biz seni
sevmiyoruz, gitmeni istiyoruz, bunlar da bizim nedenlerimiz, sen
boş ver Birleşmiş Milletler, silah
denetleyicilerine, onlar ne derlerse desinler biz yine de bildiğimizi
okuyacağız, sen de gideceksin de, Yeni bir Irak için
planların olduğunu, kimin nerede hükümet olacağını,
nerenin nasıl idare edileceğini anlat. Sonra da gel
biz ahmaklara bunu yuttur.
Bizim gözümüz, kulağımız,
sesimiz, soluğumuz, aklımız, kelamımız
yok gayri. Biz Sayın Bush ne derse onu yapacağız.
Durun bir dakika be yahu!
Bush kim oluyor?
Devletlerin var olup olmamasına, kendilerini koruma veya
saldırı silahları imâl etmesine karışıyor?
Yani silah üreticisi bir tek Amerika, İngiltere ve Avrupa
mı? Amerikalıların her türlü hakları var!
Her şey’e karışacaklar, dikta edecekler ve
herkes de peki sultanım mı diyecek?
Durun bir dakika lütfen
Sayın Bush! Dur bir dakika Amerika! Dünya’da yalnızca
sizin ihtiyaçlarınız mı var? Bizimkiler de ara sıra
gündeme geliyor mu? Yoksa biz ancak kırıntılar
ile mi besleneceğiz?
Benim anladığım
kadarıyla dünya’da bir demokrasi var! Bu demokrasi
herkes için geçerli. O zaman Neden yalnız Amerika’yı
dinlemek zorundayız
Yahu bir tek kul yok mu
şu adama ve Şaron’a dur diyecek! Bir dakika kardeşim!
Bizim de istediklerimiz var! Bizim de haklarımız var
diyecek. Yeter adam, al İMF’yi, Dünya Bankasını
git kendi ülkende kullan diyecek! Biz istemiyoruz, gittiğiniz
her yerde her şeyi batırdınız, düzeltmek
istediğiniz ekonomileri berbat ettiniz diyecek bir tek kul
yok mu? Yok mu, bir lider, yeter artık hep siz konuştunuz,
biraz da söz sırası bizim diyecek.
Ha! laf arasında
sormak istiyordum, unutmadan sorayım; Amerika Birleşik
Devletlerinin, Birleşmiş Milletlere olan 1 milyar
doları geçkin borcu ödendi mi? Son muhasebe durumları
nedir? Bileniniz var mı?
Sözüm ona bir harekat
kararı BM’de çıkacak. Yok ya! Karar verilmiş
de, nasıl allanıp, pullanacak ve nasıl yutturacağız
hazırlığı yapılıyor.
Peki sen Türkiye’den
50.000 askeri koğuşlama izni istiyorsun, o üssü
kullanma, bu bölgede uçma, o hava alanını kullanma
hakkını istiyorsun. Askerini yığmaya
geliyorsun, sözler veriyorsun! Dur be yahu. Geçen defa verdiğin
sözleri yerine getirdin mi? Ondan kalan borçların, Türkiye’nin
kayıpları ödendi mi?
Önce şunları
bir halledelim, o hesapları kapatalım, ondan sonra da
yenisi konuşalım. Ticarette böyle yapılıyor.
Politika’da neden böyle olmasın? Sayın Bush bugün
var. Peki 2005’te bulunduğu yerde mi olacak, yoksa emekli
başkan mı diyeceğiz? Ama Türkiye var olmaya
devam edecek. Haklarını kimden isteyecek? Yeni Başkandan
mı? O da kardeşim
bunu zamanında halletseydin, o zamanın bütçesinde
vardı, şimdiki, benim bütçemde yok dedi mi ne yapacağız?
Ellerimizi başımıza vuracak, başımızı
ellerimizin arasına alacak ahu vah deyip dolaşacak mıyız?
İnsanlarımız, yine kuyruklarda ekmek sırasına
girecekler, biz yine daha az buğday ve arpa ekeceğiz,
emeklimiz sürünecek, fiyatlar artacak, her şeyi baştan
yapmaya koyulacağız. Nedenmiş efendim? Amerika böyle
istedi diye.
Yok öyle yağma!
Serbest ekonomi, serbest ticaret, küreselleşme ve serbest
politika günümüzün konusu. Bütün bu serbestliklere riayet
edelim. Senin petrolün bitiyorsa, o zaman daha az kullanmasını
öğren kardeşim. Senin ticarethanelerin iflas
ediyorlarsa, o zaman hem muhasebelerini kontrol et, hem de
kimlerin ne kadar götürdüğünü gör ve anla, önle
kardeşim. Senin ekonomin yan bastıysa, bunun hesabını
başka ülkelere çıkartma. Başkalarına kural
koyacağına, başkalarına ders vereceğine
önce kendi evinin içersini düzenle. Biz kendi evlerimiz ile
meşgul oluruz!
Şimdi git önce
kendi kapının önünü temizle. Mutfağını
toparla, salonunu düzenle. Bunları bitirinceye kadar bir
iki sene daha geçer. Sonra gel konuşalım. Sen söz
verdin diye silah imalatçılarını zengin etmeye
bizim niyetimiz yok. İhtiyacın varsa al! Yoksa ihtiyaç
yaratma. O yarattığın ihtiyacın, düşen
bombaların, misillerin altında ölecek olan, genç, yaşlı,kadın,
çocuk ve erkeklerin kanıyla boyanmış olacağını
hiç ama hiç unutma.
Kendi kendine vermiş
olduğun bir söz için de herkesi birbirine düşürme
Sayın Bush! Uslan artık. Beş yaşında
bir çocuk değilsin. Gerçekleri gör kendi gerçeklerini
değil, bizim gerçeklerimizi.
Yanlış
hesap Bağdat’tan döner derler bizim dilimizde, seninki
de oradan döneceğe benziyor. Gönül ister ki oralara
kadar gitmeden geri dönsün, yoksa acısını bir
halk değil birçok halk çekecek. Vakit var! Geri dönmenin
sırası bu an!