REFERANDUM
ve POLONYA
AB
ANAYASASINA 5 KALA.
Selçuk M. PERİN
12 Haziran 2003
Geçtiğimiz Pazar günü Polonya seçmenlerinin
%56 sı seçmen haklarını kullanarak ülkelerinin
AB’ye girip girmeyeceği kararını verirken
%81.6’lik bir çoğunlukla karar verdiler.
Bu son haftalardaki 2004 Mayısı öncesi
referandumların 5ci si idi. Avrupa’nın en Katolik ülkesi,
İtalya ve İspanya’dan da öte, Polonya, Avrupa
Konvansiyonu’nun, Avrupa Anayasa çalışmaları,
toplantılarında durulmakta olan suya bir taş daha
atarak, yeni AB anayasasının Laiklik ilkeleri temeline
değil de Hıristiyan ilkeleri temeline oturtulmasını
istemeye başladı.
Aynı konuda bundan birkaç ay önce İtalyan
Başbakanı Berlusconi de aynı isteği dile
getirmişti.
Bütün bu istekler ve konuşmalar devam
ederken de Avrupa’nın dini demografisine de tekrar
bakmakta yarar olduğunu düşünmekteyiz. 1960’lı
yıllardan beri kapılarını göçmen işçilere
açmış, sonra da kapatmış olan Avrupa’nın
ana 15 üyesinin nüfusu 270 milyon’a yakın. Bu nüfus’un
da nerede ise %22 si Müslüman. Yabancılara en fazla kucak
açmış ülkeler ise Fransa, Almanya, İngiltere,
İtalya, Avusturya, İsveç ve Danimarka. Bu altı
ülkenin nüfuslarının toplamı nerede ise 15 ülkeli
Avrupa nüfusunun %70’i ve yine bu ülkelerde ki toplam Müslüman
sayısı en fazla olarak Fransa ve İngiltere’de.
Almanya, Avusturya, İsveç, Hollanda, Belçika ve İtalya’da
da oldukça büyük Müslüman nüfuslar var.
Bu bilgiler göz önünde tutularak yola çıkılırsa
ve AB’ye katılacak yeni
ülkelerdeki Hıristiyan
nüfus toplam yeni AB nüfusu ile karşılaştırıldığında
denklemlerde bazı değişiklikler olacaktır.
Ancak konu Müslüman Hıristiyan konusu değildir. Uzun
zamandır AB’yi bir Hıristiyan kulübü olarak görenlere
hayır diyerek karşı çıkmış olan
bizlere, verilmiş olan bir sinyal var ortada.
Avrupa ülkeleri hâla kendilerini Kilisenin
etkisinden kurtaramamışlar ve hâla eski yasaklarının
kararlarını Kilise vermekte. Laik’lik ilkeleri yalnız
dış görüşmelerinde ve dış
etkinliklerinde geçerli mi sorusunu sormaktan da kendimizi
alamaz oluyoruz!
Polonya referandum’unun ve AB Anayasa
konvansiyonuna vermiş olduğu tek bir öneri yok! AB içerisinde
dengelerin değişmekte olduğu ve Fransa-Almanya
aksının oluşturduğu, İngiltere ve
İtalya’nın da zaman, zaman katıldığı
liderlik yarışında başka isimlerin de var
olduğunu kabul etmek gerekecek.
İngiltere, İspanya, Polonya, Çek
Cumhuriyeti, Slovak'ya ve diğer yeni katılanların
da Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak konusundaki saldırganlığına
ve girişimlerine destek olanlar, AB içerisinde bir kenara
itilmediler ama büyükler tarafından saflarını
seçmeleri için hizaya çağırıldılar.
Durulmakta olan dalgalar içerisine bir taş daha attı
ABD, Polonya’yı “AB’nin gelecek Lideri olarak tayin
ederek”.
Bundan 16 ay önce yayımlanan bir
televizyon programında, İsveçli bir demografik araştırmacı
profesör, yeni ülkelerin katılmasına rağmen AB
de yaşayan Müslümanların sayısının su
anda 45 milyon olduğunu, bu rakamın 2015’te 75
milyon’a ve 2025’te de 90 milyon’a ulaşacağını
belirtirken de rakamların gerçekliğini de ortaya
koyuyordu.
Bu şartlarda AB’nin bir Hıristiyan
kulübü olması zor! Ama Anayasasında laiklik
ilkelerinden ayrılması kolay mı? Bu sorunun cevabı
ne bugün ne de yarın verilebilecek. Ama bir gerçek var
ki; ne AB Konvansiyonu, ne de AB Komisyonu bu sorunu 20 Haziran
Selanik zirvesine kadar çözebilecek.
Konvansiyon
Başkanı, eski Fransız Devlet Başkanı
Valery Giscard d’Estaing’in Kıbrıs konusunda geçenlerde
yapmış olduğu açıklama hâla kulaklarımızda
çınlarken bu konuda kendi düşüncelerinin de
Konvansiyon’un alacağı kararlarda, Avrupa
Anayasası içeriğine yansıyacağı
mutlaktır.