PARADOKSLAR

Ana Sayfa    Makaleler    Meraklarım    Foto Albümüm    Beğendiklerim    Günün Fikrasi    Linkler   

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi

Türkiye Kanserle Savaş Vakfı

"Yaşamımız,önem verdiğimiz olaylara karsı sessiz
 kaldığımız gün son bulmaya baslar"

 Martin Luther King,Jr

Aka Arama ve Kurtarma

 

ANA SAYFA

MAKALELER

MERAKLARIM

FOTO ALBÜMÜM

BEĞENDİKLERİM

GÜNÜN FIKRASI

AB de DURUM ©®

MİTHAT PERİN

KİTAP & MÜZİK

İSTANBUL EKSPRES

LİNKLER

------------------------

MAKALE ARŞİVİ

FIKRA ARŞİVİ

MP ARŞİVİ

------------------------

KÜNYE

 

 

PARADOKSLAR !

Selçuk M. PERİN

19 Şubat 2003

Hayatımız, günlerimiz paradokslar ile dolu. Savaşsak mı? Savaşmasak mı? Bir ittifakla beraber mi? Yoksa diğerinle mi? Irak bizim için önemli mi? Değil mi? ABD ne kadar önemli? Yoksa önemli değil mi?

Biz Türkler için ne önemli? Irak’ın kitle imha silahlarının olması mı? Yoksa İsrail’in elinde atom bombasının ve bunu Orta-Doğu’da istediği yere atacak füzelerinin olması mı? Orta doğu’da kim bir tehdit? Saddam mı? Her gün onlarca insanın ölümüne neden olan İsrail ordusu mu?

Bizim Paradokslarımız bitmez. Ama önce kendi paradoksumuzu çözelim. Türkiye’nin bir savaşa ihtiyacı var mı? Benim görüşümle; hayır yok! Peki nedir bu savaş paranoyası? İhtiyacımız olmayan bir şey için neden kafa patlatıyoruz?

Amerika Birleşik Devletleri bizden, üs kullanımı istiyor, ülkemizde asker konuşlandırmak istiyor, limanlarımızı, hava meydanlarımızı kullanmak istiyor, istiyor da istiyor... Peki hiç sordunuz mu kendinize Türkiye ne istiyor?

Ben söyleyeyim Türkiye’nin ne istediğini. Türkiye her şeyden önce kendi kendisini idare etmek istiyor. Ne onun, ne de bunun lafıyla, oraya git, bunu yap, buraya gel denilsin istiyor! Türkiye Kıbrıs konusunda haklarının ve Kıbrıs’ın tanınmasını istiyor. Türkiye kendi ülkesinin kapısında bir yeni Kürt devletinin kurulmasını istemiyor! Türkiye kendisine daha önce verilen sözlerin yerine getirilmesini istiyor! Türkiye almış olduğu ve alacağı kararlarda serbest olmak istiyor!

Her şeyden önce Türkiye kendisine saygı gösterilmesini istiyor!

Bütün bunların yanı sıra da paradoksların en büyüğü Amerika’nın ne istediği! Amerika Orta doğu da petrolü kontrol etmek istiyor! Amerika Irak rejiminin devrilmesini istiyor!

Peki nerede idi 10 senedir?

Amerika Orta doğu’nun haritasının değişmesini istiyor! Amerika istiyor ama İsrail’de istiyor!

Başkan Bush’u başkanlığa getirenler! Silah endüstrisi ve bankalar bu savaşı istiyor. En çok kâr edecekler onlar da ondan.

ABD Savunma Bakanı Rumsfeld son basın toplantısında meşruiyetten bahis ederken bu bizim hakkımızdır diyordu. Ne zamandır 15000 km uzaklıktaki ve ABD ile hiçbir antlaşması olmayan, hak verilmiş veya söz verilmemiş bir ülkeye taarruz etmek meşru bir hak oldu?

Dünyanın 500 şehrinde insanlar sokaklara dökülürken, “Savaşa hayır” derken! Ben karar verdim gidiyorum, beni seven arkamdan gelsin demek, meşru olmak mı?

Peki o zaman Birleşmiş Milletler denen kurum neden orada duruyor? Neden kararlar alıyor ve neden 205 devlet o platformda kuşkularını dile getiriyor ve ancak iki tane ülke, yalnızca iki tane ülke bu yola baş koyuyor. Diğerleri;

Salak mı? Aptal mı? Geri zekalı mı?

Peki tek bir soru sorayım.  

Yarın savaşa karşı olan ülkelerin hepsi bir araya gelse ve IMF’e kardeşim siz Amerikalıların kurmuş olduğu bir kurum, bir birimsiniz, biz de sizinle savaş konusunda hem fikir değiliz! 

Eee! 

Biz sizlerin paralarınızı durumumuz düzeldiği zaman ödeyeceğiz veya hiç  ödemeyeceğiz derse ne olacak? Kim bunlara ne diyebilecek?

Bu borçlar bir hükümet kararları ile alındı ise, borçların ödemesi de hükümet kararı ile durdurulabilir değil mi? 

O zaman bir başka paradoks daha çıkıyor önümüze. 

Bunu bir değil de 50 savaş karşıtı ülke yaparsa amerikan ekonomisi ne olur?

Teröriste ihtiyaç var mı yani?

 

 

 

Hit Counter