KIBRIS

Ana Sayfa    Makaleler    Meraklarım    Foto Albümüm    Beğendiklerim    Günün Fikrasi    Linkler   

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi

Türkiye Kanserle Savaş Vakfı

"Yaşamımız,önem verdiğimiz olaylara karsı sessiz
 kaldığımız gün son bulmaya baslar"

 Martin Luther King,Jr

Aka Arama ve Kurtarma

 

ANA SAYFA

MAKALELER

MERAKLARIM

FOTO ALBÜMÜM

BEĞENDİKLERİM

GÜNÜN FIKRASI

AB de DURUM ©®

MİTHAT PERİN

KİTAP & MÜZİK

İSTANBUL EKSPRES

LİNKLER

------------------------

MAKALE ARŞİVİ

FIKRA ARŞİVİ

MP ARŞİVİ

------------------------

KÜNYE

 

KIBRIS

 

 28 Ocak, 2003

Selçuk M. PERİN

Yıllar yılı, Kıbrıs konusu ayağımızın dikeni oldu, artık bu diken öylesine büyüdü ki her gün bir yerimizi yırtar hale geldi. Bir köşe dönemiyoruz ki bu diken önümüze çıkmasın, bir kapı açmayalım ki suratımıza bir şamar patlamasın, bir konferansa katılmayalım ki önümüze bir seri doküman, antlaşma metni sürülmesin. Peki nedir Kıbrıs meselemiz?

Bir garantör antlaşmamız var Kıbrıs konusunda. Bu antlaşma vecibelerine garantörlerden hiç birisi uymamış, hiç birisi kılını kıpırdatmamış, herkes gözünü yummuş, kulağını tıkamış, ağzını kapatmış, bir tanesi de durun beyler, durun bir kez. Açın gözlerinizi, çıkartın tıkaçları, yutmayın dilinizi dediği gün Birleşmiş Milletlerden Garantör ülkelere kadar herkes sırtını dönmüş. Bu ne demek biliyor musunuz?

Bu düpedüz bizim uluslararası ilişkilerimizin iflas etmiş olduğu demek. Bu yalnız Kıbrıs konusunda değil, Kürt konusunda, Ermeni konusunda da böyle. AB konusunda da böyle. Bu diplomasimizin, ülkemizin saygınlığını yitirmiş olduğunun delili. Haklı olduğumuz her konuda haksız çıkmamızın bir nedeni olsa gerek! Bir derin, çok derin nedeni.

28 Şubat yaklaşırken, her kafadan bir ses çıkıyor. Her bir taraf kendi çıkarları için yorganı üzerine biraz daha çekmek, kendisini biraz daha korumak istiyor. Hepsi bir AB üyeliği uğruna. 

Uluslar arası konvansiyonların kale alınmadığı, insanların hayatlarının önem taşımadığı, böyle olmadığı söylense de, toplulukların almış oldukları kararlara ne kadar saygı gösterilmelidir? 

Konu böyle açılmışken, Birleşmiş Milletlerin Kıbrıs konusunda almış olduğu kararlara bakmakta fayda var dedim. Bir tek karar yok ki 1964’ten beri, adadaki Türk azınlığının haklarını korusun. 1974’ten sonra da bir tek karar yok ki, Türkiye’nin garantör haklarını kullanmasını onaylasın. Peki bu nasıl bir uluslar arası adalet?

Nasıl bir mantık, nasıl bir dünya görüşü bu? Gözümüz ekonomik getirilerden başka bir şey görmediği son yirmi senede, her uluslar arası forumda, her uluslar arası mahkemede kararlar aleyhimize çıktı. 

Bir Diplomasi ki, müttefiklerine, yandaşlarına neredeyse otuz senede bir KKTC’yi tanıtmayı beceremedi, o Diplomasi iflas etmiş bir Diplomasidir. 

Her kararın AB’ye irdeli, her kararın uluslar arası isteklere dönük olarak alındığı bir ortamda da yapılacak fazla bir manevra yeri kalmıyor olsa gerek. Ama bunun suçlusu kim? Bunun hesabını verecekler nerede?

Uluslar arası Savaş Suçları Mahkemesi, La Hey de, Avrupa’nın göbeğinde on yıldan fazla süren bir savaşın suçlularını arıyor, muhakeme ediyor ve mahkûm ediyor. Peki Kıbrıs’ta bir savaş olmadı mı? Katliamlar olmadı mı? Bunların ele başlarından bazıları öldü gitti, ama bazıları hala Güney Kıbrıs’ın belli başlı köşelerinde villalarında oturuyor, ahkâm kesiyor ve yaşamalarına devam ediyorlar. Ölenler, yaralananlar, biten aileler toprak oldular bile. Peki onların alacakları, dünyadan istedikleri bir teminat yok mu? Bir teminat ki adada oturan bütün halklara yaşam, bütün halklara demokrasi, bütün halklara rahatı garanti etsin? Yok mu bir mizan, bir denge? Varsa, Annan Planı değil!

Kıbrıs sorununun tek bir çözümü var, dış baskılardan uzak, toplumların haklarını her iki tarafın da kabul edeceği, her iki tarafın da eşit olarak söz hakkına sahip olacağı bir hükümet. Dengeler ve hakları koruyacak bir çözüm. Bu çözüm’ün sorunları var. Taraflardan biri veya öteki dengeleri bozar hakları çiğnerse ne olacak? Garantörler kim olacak? Bir Yunanistan, İngiltere ve Türkiye garantörler olurlarsa, bir dahaki sefere Türkiye kılını kıpırdatamaz! Kılını kıpırdatmazlar adama. Birleşmiş Milletler mi? Hangi kuvvetle? Ateş etme hakkı bile olmayan mavi miğferler ile mi?

Yani çözümün halklara dönük bölümü olsa bile garantörlük bölümü de çok mühim. Kim olacak bu garantörler? Bu güne kadar her forum’da Türkiye’ye karşı oy kullanmış olan Fransa, Almanya  ve Amerika mı? Yoksa AB mi?

Kıbrıs sorunu çözülüyor derken bu noktalara da dikkat etmek gerekiyor derim.

 

 

 

 

Hit Counter