BILIYORMUSUNUZ

Ana Sayfa    Makaleler    Meraklarım    Foto Albümüm    Beğendiklerim    Günün Fikrasi    Linkler   

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi

Türkiye Kanserle Savaş Vakfı

"Yaşamımız,önem verdiğimiz olaylara karsı sessiz
 kaldığımız gün son bulmaya baslar"

 Martin Luther King,Jr

Aka Arama ve Kurtarma

 

ANA SAYFA

MAKALELER

MERAKLARIM

FOTO ALBÜMÜM

BEĞENDİKLERİM

GÜNÜN FIKRASI

AB de DURUM ©®

MİTHAT PERİN

KİTAP & MÜZİK

İSTANBUL EKSPRES

LİNKLER

------------------------

MAKALE ARŞİVİ

FIKRA ARŞİVİ

MP ARŞİVİ

------------------------

KÜNYE

 

 

BİLİYORMUSUNUZ?

 

14 Şubat, 2003

Selçuk M. Perin

Kime ne, ne olduğumuzdan.

Biz biliyor muyuz ne olduğumuzu?

Geçen günlerin her birinin bir tarih, gelecek günlerin de istikbal olduğunu biliyor muyuz? Dün konuşup, beraber güldüğümüz arkadaşımız yarın var mı? Biliyor muyuz? Ya da sokakta tanıdığımız yabancının kim olduğunu, ne yaptığını nasıl geçindiğini, hasta mı değil mi olduğunu biliyor muyuz? Biliyor muyuz, bir ihtiyacı var mı, eksiği var mı? Söylüyor muyuz bizim ihtiyacımız olduğu zaman.

El açmanın ne kadar zor olduğunu biliyor musun? Ya peki aç olmanın getirdiği zorlukları, evdekilerin tabağına bu akşam ne koyacağının düşüncesinin ağırlığını biliyor musun? 

Aç olmanın nelere muktedir olduğunu, evdekilerin rahatsızlığının ve hatta hiç evi olmamanın ne olduğunu biliyor musunuz?

Sokakta, karton kutuların altında soğuk ile debelleşmenin, üşümemek için şişeleri dudaklara götürmenin, bir ekmek için el açmanın, bir sıcak çay için gözlerinizin için bakılmasının, sıcak ekmek  ve simit kokusunun yayıldığı fırının yanından geçmemenin zorluğunun, bir sıcak banyo için nelerin yapılabileceğinden haberdar mısınız?

Ellerimizi cebe atıp bekleyene iki tane metal para vermenin kolaylığı yanında bu paraları verenlerin genellikle en aza sahip olanlar olduğundan haberdar mısınız? Neden diye sormayın, onlar da aynı korku içerisinde yarın biz de bu duruma düşebilir miyiz düşüncesi içerisinde hareket ediyor olabilir ve hatta bir şekilde oradan kaçıp kurtulmuş olabilirler. 

Bunları söyledikten sonra söylenecek pek bir şey kalmadı sanmayın sakın! Daha söylenecek çok şey var. Hem de öylesine çok ki. 

Açlıktan başladık bu söyleşiye. Peki hastalıkla devam mı edelim? Edelim peki. 

O açlığın içinden gelmiş, sıkıntıları yaşamış halka verilmesi gereken bir sağlık servisi var. Gittiniz mi hiçbir sabah erkenden bir SSK hastahanesine, bir Devlet hastahanesine? Gördünüz mü kapıda bekleyenleri, sedyelerin üzerinde, yağmur altında kıvrananları? Düşündünüz mü hiç bu ben de olabilirdim diye? Yoksa kafanızı çevirip geçip gittiniz mi? Görmemezlikten mi geldiniz yoksa bu acıyı, hüsranı, bu sefilliği? Bir servisten bir başkasına taşınan hastanın başında ailesi, yakını olmazsa bir yere gidemeyeceğini görmediniz mi yoksa? Yoksa o soğuk, yağmur, kar altında bir binadan bir başkasına taşınan ameliyatlının üzerindeki ince battaniyeyi de görmediniz. Peki neden çekeriz bu eza’yı? Neden hak ettik bunu? Hiç mi sormadınız kendinize? 

Akşamleyin yorgun argın sıcak evinize girerken hiç mi düşünmüyorsunuz bunları? Yoksa düşünüp, görüp unutuyor musunuz? 

Ne yaptınız bugün insan kardeşiniz için? 

Bu iş sadaka vermek ile olmuyor. Bu iş bir kişinin elinden tutup onu diğerlerinden soyutlayarak olmuyor. Kimle konuştunuz kara düşlerimizi? Kap kara resimleri? Gerçekleri güncel gerçekleri?

 

 

 

 

Hit Counter